1. gün
02-04-2026Yağmurla Başlayan Yol: Safranbolu’dan Adana’ya
Yağmurlu bir Safranbolu sabahı… Saat 08:30.
BMW Riders Club’ın düzenlediği 4–5 Nisan Şanlıurfa Halfeti etkinliği için teker döndü.
Bülent, Emrah ve Celil.
Üç kişi, üç motosiklet ve daha yolun başında üzerimize çöken yağmur.
Ama bazı yolculuklar vardır…
Kuru havada başlarsa eksik kalır.
Otoyolları en baştan eledik. Navigasyondan paralı yolları kaldırdık. Çünkü bizim için önemli olan varış değil, yolun kendisi. Eski asfaltlar, dar yollar, beklenmedik virajlar… Bu yolculuk hızlı gitmek için değil, hissederek gitmek içindi.
İlk durağımız bir dost davetiyle Kızılcahamam oldu. Küçük bir esnaf lokantasında, Ak Sofra’da çorba içtik. Dışarıda yağmur devam ederken içeride yükselen sıcaklık sadece içimizi değil, moralimizi de ısıttı. Daha yolun başında doğru bir karar verdiğimizi hissettik.
Ak Sofra - Kızılcahamam
İşkembe çorbası çok iyiydi ama döneri bize hitap etmedi.
Aksaray’a kadar neredeyse kesintisiz yağmur altında sürdük. Islak asfalt, düşük görüş ve sabit bir tempo… Ama buna rağmen keyif hiç düşmedi. Çünkü motosiklette bazen şartlar zorlaştıkça sürüş daha anlamlı hale gelir. Gürültü azalır, odak artar. Sadece sen, motor ve yol kalır.
Tuz Gölü’ne yaklaştığımızda her şey değişti. Yağmur kesildi, hava bir anda 20 dereceye çıktı. Kaskın içinden geçen o serin ama yumuşak hava… Uzun süre yağmur altında sürdükten sonra gelen bu değişim, yolculuğun en saf ödüllerinden biriydi.
Hedefimiz ilk gün Adana’ya ulaşmaktı. Ancak akşam yaklaştıkça hava sertleşti. Soğuk artık sadece hissedilen bir şey değil, doğrudan mücadele edilmesi gereken bir duruma dönüştü. Şanlıurfa’ya direkt gitmeyi zorlayan bazı arkadaşlar karla bile karşılaştı. Ulukışla civarına geldiğimizde biz de titreme seviyesinde bir soğuğun içindeydik.
Bir benzin istasyonunda mola verdik. Soğuktan ellerimiz neredeyse hissizleşmişti. Tam o sırada Afgan bir kardeşimizin ikram ettiği çay, o gün içtiğimiz en değerli şey oldu. Bazen yolculuğun en güzel anı planladığın değil, karşına çıkan olur.
Pozantı’ya ulaştığımızda artık geceydi. Yoğun trafik, karanlık ve dikkat isteyen virajlar… Pozantı’nın o meşhur geçişi her zamanki gibi ciddiyet istiyordu. Yorgunduk ama odaklıydık. Ve sonunda Adana’ya indik.
Tam her şey bitti derken son bir sürprizle karşılaştık. Grubumuzdan bir arkadaşın motosikletinde şaft kırıldı. Planlar değişti, süre uzadı, tempo düştü. Ama yolculuğun doğasında bu da var.
Gece geç saatlerde Sürmeli Otel’e ulaştık. Üzerimizde günün yorgunluğu, aklımızda yolun izleri vardı. Dinlendik.
O gün sadece kilometre yapmadık. Yağmurla başladık, güneşi gördük, soğukla mücadele ettik… ve yolda kalmadan günü tamamladık.